Doğmak

Kaybetmek, kazanmak, unutmak, hatırlamak, vazgeçmek, sahip olmak, değersiz olmak, değerli hissetmek; Hayır, hayır, hiçbiri, hiçbiri değil. Hiçbiriyle alakası yok yaşananların. Yelken açtım umursamazlığa yine, dünyayı bıraktığım anlara döndüm tekrardan. Neden, neden? Sorgulamak mı çözüm, yazmak mı konuşmak mı; dökmek mi ortalığa bütün pislikleri? Arkana bakmamak mı, döktüğün pisliklerle yüzmek mi ya da yok yok, ama dedim ya döndüm umursamazlığa.

Farklı olmak. Nedir ölçütün? İstediğimiz kadar çabalayalım, ikiyüzlüyüz, çabalama sürecimiz bile öyle. Kendimizi kandırmaktan başka bir sonuç yok ortada, olmayacak. Ve en sonunda, yapmak zorunda olduğumuz kadere mahkûm olacağız. Çünkü ilk sözcüklerin hiçbiri sonucumuz değil.

Beş tane irili ufaklı çiçekler, hepsi sana bir şey ifade ediyor; biri ayaklarından çıkan çaresizliğin kokusu, ikisi yalnızlığının sorgulayıcıları, ikisi de umudun. Senin ağzına sıçan, her dakika yara almana sebep olan bu iki çiçek.

Sırada kapın var. Bu tek, sana ait, kapanmana da açılmana da o olanak sağlıyor. Ama insanoğlunun en aşağılık demirbaşı. Bu kapıyı zorlayarak açmaya çalışanlar da açanlar da var, ama hiç zorlanmadan kapayıp ve istediklerinde gelip hiç sormadan o kapıyı kırarak girenler de var. Hepsi orospu çocuğu.

Bir de dolabın var. İki kapılı bir dolap. Rafları saymakla bitmiyor, her defasında bir eksik ya da bir fazla sayıyorsun. Ve her defasında giysilerini saymaya başladığında bulunduğun sayıyı karıştırıp başa dönüyorsun. Süregelen, kurtulamayacağın hayatın.


Başka bir şey yok. Olmayacak, olduğunu iddia edenler hiçbir şeyin farkında değil. Olamayacaklar. İyi geceler.

Yorumlar

Elalem Bunu Sevmiş

Hoşaf

Ölmek

Hepimiz Bir Beniz