Hepimiz Bir Beniz
Hayatınıza
3 insanın girmesini ister misiniz? Evet, ise okumaya devam edin.
Ben
bir suç işledim.
Ben
kaybettim.
Ben, beni boş verin, üsttekiler
yetecek size, benim hikâyem kendime.
3 Benin Hikâyesi
Merhaba, ben ilk ben. Kötü bir
adamım ben. Hayatım boyunca iyilik yaptığımı düşünerek kendimi kandırdım.
Yoruldum galiba ki hem kötü olduğumu hem de suç işlediğimi söyleyecek kadar
yüzleşmişim kendimle. O kadar çok ben ve kendim dedim ki bencil, kendini
düşünen soytarının tekiyim. Peki, ne oldu da bunları söyleyecek duruma düştüm.
Suçumla alakası var galiba. Sözü ilahi anlatıcıya bırakıyorum ya da bırakmasam
mı hala kendimi düşünüyorum ama ben sadece bir kahramanım yazar ne derse o,
dinleyin o zaman.
İnsanın tercihleri neye ulaşmasını
sağlar?
Ben, ikinci ben. Kendim hakkımda
konuşmayı sevmem, beceremem daha doğrusu. İyi veya kötü biri değilim, normal
bir adamım galiba. Ama kaybettim, önce yaşama sevincimi sonra hayata dair her
şeyi.
---
Sonuçlar belli oldu. Kaderinin ne
yöne kıvrılacağını öğrenecek olan Selim, sakin bir ruhla güne uyandı. Mutfaktan
her zamanki hafta sonu klasiği patates kızartması kokusunu annesinin yanağında
tamamladı. Babası erken kalkmış, o da başka bir hafta sonu klasiği “TRT-kovboy”
filmi keyfine kendini kaptırmıştı. Bir an oturma odası ile mutfak arasında
holde durup sağındaki aynaya baktı Selim. O an zamanın durmasını istedi. Ne
annesinin patates kızartmasını ne de babasının keyfine katılmak zamanın
akmasını istemesine nedendi. Herkesten sakladığı baş ağrılarının nedenlerini
öğrenecek olması diğer bütün hafta sonu keyiflerinin zevkini öldürüyordu. Zaman
aktı. Keyif almadan patates kızartmalı kahvaltı ve babasının zevkine ortak olur
gibi yapıldı. Selim her zamanki bahanesi -arkadaşlarımın yanına gidiyorum- ile
kendini dışarı attı. Kaderiyle yüzleşmeye gidiyordu.
Sigarasını zevkle yaktı Selim.
Sahte bir gülüş belirdi yüzünde ve buğday tanesi uzunluğunu geçmiş kirli
sakalını kaşımaya başladı. Kampüsün en kuytu köşesinde kalmış bir bankta
oturmuş insanları izliyordu. Ne idiği belirsiz bu varlıklardan ciddi anlamda
nefret ediyordu. Bir an oturmaktan sıkıldı, dersin zamanının gelmesini de boş
verip eve doğru yürümeye karar verdi. Kampüsten çıkmadan gastronomi dersinin
verildiği binadan gelen yemek kokusu, Selim’in binadan içeriye girmesine neden
oldu. İki öğrenci inanılmaz mutlu bir şekilde hocalarının istediği yemeği
yapıyorlardı. Hiç konuşmadan yanlarında bulunan sandalyeye oturan Selim pür
dikkat iki öğrencinin hayatlarındaki anlık mutluluktan yaşadıkları zevki hayret edercesine izliyordu. 5 dakika boyunca başlarından ayrılmayınca rahatsız
olan öğrenciler, Selim’in burada ne işi olduğunu sorup bir anlamda ondan
kurtulmaya çalıştılar. Selim ayağa kalktı ve masanın üzerinde bulunan çatalı
öğrencilerden birinin gözüne sapladı. Öğrenci inanılmaz bir çığlık atmaya
başladı, Selim ne yaptığının farkında değilmiş gibi hala ayakta dikiliyordu.
Diğer öğrenci arkadaşının başında durmayı bırakıp Selim’e yönelince, Selim
elindeki “Suç ve Ceza” kitabını ve İşletme ders notlarını fırlatıp koşmaya başladı.
Koştu Selim nereye gittiğini bilmeden koştu.
Çıktı doktorun odasından Selim.
Bekliyordu bu sonucu ama yine de insan ruhunun acıyla karşı karşıya geldiği
anda verdiği tepkinin aynısını verdi ne kadar hazırlıklı olsa da. Yalnız,
yapayalnız kalmak istiyordu. Biliyordu ki bundan sonra daha gerçek bir hayat
ona merhaba demişti. 21 yıllık ömründe her zaman yalnız kalmak, düşünmek,
üzülmek ve sevinmek için gittiği yere gitmeye karar verdi. Telefonunu kapattı
ve hastaneden çıkıp yola koyuldu.
Baktı arkasına ve kimsenin
olmadığını görünce durup soluklandı Selim. Sigarasını yaktı ve her zaman yalnız
kaldığı yere yakın olduğunun farkına varıp oraya doğru yürümeye başladı. Gitmek
istediği yere ulaştığında hep tek oturduğu ve bugüne kadar hep tek kaldığı
yerde birinin mutsuz bir şekilde denize baktığını gördü. Yakınına oturdu.
Selim ve Selim sadece kendilerinin
bildiğini zannettikleri yerdeydiler. Birbirlerine baktılar, baktılar, baktılar.
O anda arkadan başka bir ses çıtırdadı. 4-5 yaşlarında bir çocuk ağaçların
arkasından çıkageldi. Farklı bir havası vardı çocuğun, ikisine de benziyordu
sanki. O da hiç konuşmadan Selim ve Selim’in arasındaki boş alana oturdu. Üçü
de sustular. Denize bakmaya başladılar.
---
Öyle işte. İnsanın doğduğu günden
beri kaderini çizen bu tercihler sadece ölüme ulaştırıyor. Peki, kaderinin
dışında kalan tercihler nereye gidiyorlar?
Ben üçüncü ben. Demiştim size benim
hikâyemi öğrenmenize gerek yok, yetti size diğerleri. Hayatla ilgili hiçbir
hedefim yok. Selim ve Selim’in arasındaki çocuktum ben, ismim Batuhan, yazarın
da kim olduğunu bilmiyorum.
Ellerine sağlık dostum.
YanıtlaSilÇok etkileyici.
YanıtlaSilEyvallah.
YanıtlaSil