Avize
Küçükken dedemin evinde küçük çocuklarca sıçrama testi olarak görülen, babaannemin aşırı değer yüklediği deltoide benzeyen garip cam yığınından oluşmuş bir avize vardı. Eve giren holün ortasında asılıydı ve evin küçük odalarına ya da ayakyoluna gitmek isteyen insanların güzergahında bulunurdu. Bu kargaşa kimi misafirlerin dikkatini çekse de, ev halkı genelde elini sürtüp geçer, boyu uzunca olanlar da kafasını eğmekle yetinirdi.
Bazı hatıraları ayakta tutan objeler, sesler, kokular vardır. Amcamın bir okey takımı vardı, ufakken heves edip anlamlı anlamsız hep onlarla oynama gayreti içinde bulunurdum. O okey taşlarının içine konulduğu derimsi garip bir kumaş vardı. O kumaşın kokusu bana ara ara bazı yeni alınmış mobilyavari eşyalardan, ya da nealırsanbirliracılarda -şimdilerin üç buçuğu- satılan kıytırık deri bilekliklerden, tokalardan veya onlara benzeyen her an kaybolması muhtemel küçük aksesuarlardan geliyor. O kokuyu her aldığımda, o küçük çocuğun tatlı hevesi ve geçmişin acizce kayboluşu dolar içime. İşte babaannemin o saçaklı avizesi de bana okey taşı torbasının tesirini, daha dramatik bir biçimde sağlıyor.
Eski avizeler biraz insan topluluklarına benzerler. Tüm cam parçaları bir çengelle iskeletin altın rengi cırtlak halkasına takılmışlardır. Aralarında bazıları daha göze batar, bazıları daha mütevazı görünür. En altta liderleri gibi diğerlerine nazaran daha kocaman bir cam parçası bulunur. Hepsi iki odanın camlarının yarattığı ''cereyan'' ın etkisinde sağa sola savrulurlar. Liderleri hariç, misafirlerin meraklı parmaklarının gazabından kurtulamaya, ufak çocukların büyüklerini saymayıp evin içinde top oynarken aralarından bir çıkığın topu dikmesinden ve çengeli düşürmesinden sakınmaya çalışırlar. Evin tavanında bu avize parçalarının hayatta kalmaya çalışması dış etkenlerden korunma temeline dayalıdır. Ama günün birinde ne olursa olur, o çengel paslanır, bükülür, o parça yere düşer. Babaanne o cam parçasını yerden alır ve durumuna göre onarır ya da çöpe atar. Ve günün birinde şuan annemin evinde olduğu gibi o şıkır şıkır, cıvıl cıvıl avize yerini disco topuna benzer üç toptan ve tekneye benzer bir altlıktan oluşan garip bir lambaya bırakır yerini. Bir gün o sıcak cam parçası topluluğu yerini bugünkü gibi yozlaşmış soğuk top parçalarına bırakır.
Buraya içimizi ısıtan, toplumun karanlığında yok olmaya yüz tutmuş ufak hikayelerle, bazen güncel, bazen tarihi olaylarla şıkır şıkır avizeniz olmaya geldik. Evin içinde top oynamayınız!
Bazı hatıraları ayakta tutan objeler, sesler, kokular vardır. Amcamın bir okey takımı vardı, ufakken heves edip anlamlı anlamsız hep onlarla oynama gayreti içinde bulunurdum. O okey taşlarının içine konulduğu derimsi garip bir kumaş vardı. O kumaşın kokusu bana ara ara bazı yeni alınmış mobilyavari eşyalardan, ya da nealırsanbirliracılarda -şimdilerin üç buçuğu- satılan kıytırık deri bilekliklerden, tokalardan veya onlara benzeyen her an kaybolması muhtemel küçük aksesuarlardan geliyor. O kokuyu her aldığımda, o küçük çocuğun tatlı hevesi ve geçmişin acizce kayboluşu dolar içime. İşte babaannemin o saçaklı avizesi de bana okey taşı torbasının tesirini, daha dramatik bir biçimde sağlıyor.
Eski avizeler biraz insan topluluklarına benzerler. Tüm cam parçaları bir çengelle iskeletin altın rengi cırtlak halkasına takılmışlardır. Aralarında bazıları daha göze batar, bazıları daha mütevazı görünür. En altta liderleri gibi diğerlerine nazaran daha kocaman bir cam parçası bulunur. Hepsi iki odanın camlarının yarattığı ''cereyan'' ın etkisinde sağa sola savrulurlar. Liderleri hariç, misafirlerin meraklı parmaklarının gazabından kurtulamaya, ufak çocukların büyüklerini saymayıp evin içinde top oynarken aralarından bir çıkığın topu dikmesinden ve çengeli düşürmesinden sakınmaya çalışırlar. Evin tavanında bu avize parçalarının hayatta kalmaya çalışması dış etkenlerden korunma temeline dayalıdır. Ama günün birinde ne olursa olur, o çengel paslanır, bükülür, o parça yere düşer. Babaanne o cam parçasını yerden alır ve durumuna göre onarır ya da çöpe atar. Ve günün birinde şuan annemin evinde olduğu gibi o şıkır şıkır, cıvıl cıvıl avize yerini disco topuna benzer üç toptan ve tekneye benzer bir altlıktan oluşan garip bir lambaya bırakır yerini. Bir gün o sıcak cam parçası topluluğu yerini bugünkü gibi yozlaşmış soğuk top parçalarına bırakır.
Buraya içimizi ısıtan, toplumun karanlığında yok olmaya yüz tutmuş ufak hikayelerle, bazen güncel, bazen tarihi olaylarla şıkır şıkır avizeniz olmaya geldik. Evin içinde top oynamayınız!
Tırnak içindeki cereyan bana 200 ile eve dönüş muhabbetini hatırlattı. Sahi cereyan mı ceryan mı ceyran mı ?
YanıtlaSil