Geçmiş Geçmemiş
Başlamadan önce şunu belirteyim, burada geçmişim yer alacak. Aslında geçmiş derken; bir insan bir şeye geçmiş diyorsa bence o geçmemiştir, geçmiş bir şeyi hatırlamazsın, geçmiştir o, yok olmuştur, umurunda olmayan bi kitabın sikik bi sayfasında yer almaktadır. Bir daha açmayacaksındır o sayfayı. Yani demek istediğim geçmiş dediğimiz olay ikiye ayrılır; her an beyninizin bir tarafından fışkırarak gülümsemenize ya da bir ah çekmenize neden olacak bir anı ve az önce bahsettiğim tozlu sayfaların arasına girmiş, aklınıza bir daha hiçbir zaman gelmeyecek yaşanmışlıklar. Ben ilk geçmişten bahsedeceğim haliyle. Aklıma gelenlerle: Geçen Eray’la depresyon olayı üzerinde aynı noktaya vardık. Çocukken Göksel’in “Depresyondayım” şarkısından nefret ederdim. Depresyonun nasıl bir şey olabileceğini beynim kavrayamazdı. Saçma sapan bir şeydi benim için, depresyonda olduğunu söyleyen insanların hiçbirine inanmazdım. Depresyon diye bir şeyin olduğuna inanmıyordum kısacası. Ta ki yaşayana dek. Depres...